Modern Dünyada Çocuk Olmak

Ana Sayfa/Bam Teli, Blog Yazıları, Genel/Modern Dünyada Çocuk Olmak

Modern Dünyada Çocuk Olmak

Eğitim üzerine yazılmış hemen bütün kitaplar insanın sosyal bir varlık olduğunu vurgular. Mademki öyledir, o zaman öncelikle toplum ve toplumun içinde olduğu sosyal hayata bakmak, onun getirdiği koşullar üzerinde durmak, özellikle de “Son yıllarda ne geldi dünya çocuklarının başına? Neler yaşıyorlar? …” diye incelemek gerekir… Son yıllarda çocukların karşılaştıkları, tesiri altında kaldıkları başlıca üç değişim alanının var olduğunu görüyoruz… Bunlardan ilki “tüketim eğilimi”dir. Piyasa ekonomisindeki eğilimler bireyin di- ğer (sosyal – duygusal) arzularını önemsemeyip sadece tüketime yönelik arzularını sömürmekte ve rekabet duygusunu artırmaktadır. Hafta sonları ya da akşamları, işten, okuldan çıkınca insanlar yine kapalı mekânlara gitmektedirler. Herkesin, her şeyi tüketmeye şartlandırılması, bunun kitle iletişim araçlarıyla sürekli pompalanması, gerek olmamasına rağmen birden, ikiden fazla aynı şeye sahip olmak ve tüketmenin sonucunda, teknolojinin de gelişmesiyle beraber, teknolojik araç – gereçlerle kuşatılmak bu eğilimin sonucudur… Çocukların küreselleşen ekonomi içinde yaşamlarını sürdürebilmeleri için okul da onları daha fazla çalışmaya zorlamaktadır. Geniş aile bağları bu yöndeki olumsuzlukları azaltabilmektedir ancak ülkelerin gelişmişlik düzeylerindeki artışa bağlı olarak bu bağlar da zayıflamaktadır. Bu olumsuz eğilimin yanısıra “kamusal olan” ın “özel olan” için feda edilmesi sorunu vardır ve bu durum dünya bankası politikası gibi bütün ülkelere yayılmaktadır. Diyelim ki biz hepimiz bir mahallede yaşıyoruz. Bir sürü evler, yapılar var… Bakkal var, kasap var, manav var… Ancak bu mahalle içinde yeşil alanların, parkların, bahçelerin de olması gerekiyor. Bütün bu olması gerekenler kimin hakkıdır? Genel olarak bir toplumda yaşayan vatandaşların hakkıdır. Peki, herkesin hak sahibi olduğu, yeşil alan yapılabilecek alanlar kime veriliyor? Özel olana… Yani çevremize plansız programsız bir iki bina daha yapılıyor, araba yıkama yeri, araba galerisi, otopark yapılıyor vs… Bundan kim kazanç sağlıyor? Bireyler… Sonuç olarak, “bireyci” toplum oldukça halka ait değerlerin ve güzelliklerin bireylere paylaştırılmasının doğru olduğunu düşünüyor o ülkedeki karar vericiler. Buna bağlı olarak da ikinci değişim alanı, yani, “çocukların sokak ilişkilerinin azalması” durumu ortaya çıkmıştır. Geçmişte çocuklar sokakta günlerini geçirip oyun oynayabilirlerdi ancak özellikle büyük kentlerde bu durum artık gerçekleşememektedir. Serbest olarak oynayacakları boş arsalar yok, hayal kurup muzırlık yapacakları parklar yok, çamurla oynayacakları, rahatça ip atlayıp top oynayabilecekleri mahalleler maalesef yok… Bunu yerine betonlarla çepeçevre kuşatılmış mekânlar var. Özel sitelerde oturulmasına ve insanların küreselleşen bir iletişim ağı içinde olmasına kar- şın komşuluk ilişkileri azalmaktadır. Artan hareketlilik nedeniyle yetişkinler de çocuklar da daha fazla kişiyle bir araya gelmektedirler ancak gerçek iletişim kurmada zorlanılmakta, yüz yüze olmaktan, göz kontağı kurmaktan kaçınılmaktadır. Bu durum sosyal duygusal yaşamımız açısından olumlu sonuçlar doğurmamaktadır. Üçüncü değişim alanı ise “genel çevresel problemler” dir. Çocuklar bir yandan genel problemlerden haberdar olurken, bir yandan da kendi doğal alanlarından uzaklaşmaktadırlar. Yaşamdaki bütün bu değişimlerin sonucunda da doğadan ve doğallıktan yoksun, kapalı mekanlarda kendini daha iyi hisseden, içine kapanan ve hasta olduğunu bile anlayamayan bir gençlik ile karşı karşıya kalınmaktadır. Bütün dünyadaki bu olumsuz gidişin etkisini azaltabilmek için öncelikle yapılması gereken şey, insanların eğitim alma hakkını sağlamaktır.

By | 2017-01-15T23:22:58+00:00 Ocak 15th, 2017|Categories: Bam Teli, Blog Yazıları, Genel|0 Comments

About the Author:

Siz de fikrinizi belirtin